TARIM TEKNOLOJİLERİ İLE TARIMDA FARK OLUŞTURMAK

Tarım Teknolojileri ile Tarımda Fark Oluşturmak

Makale

Şirket olarak tarım teknolojilerinde dünyanın gelmiş olduğu noktayı anlamak, gelişmeleri takip etmek, çiftçimize faydalı olabilecek teknolojileri gerek geliştirme yolu ile, gerek de iş birlikleri ile kendilerine ulaşmak için gayret ediyoruz. Tarımsal üretiminde üreticimizin yaşadığı sorunları, zorluklarını ve üretim süreçlerinde iyileştirilebilecek noktaları da anlamaya gayret ediyoruz. Çiftçimizin yaptığı işin ne kadar zor ve âli olduğunu da bu vesile ile gözlemliyoruz.

Son yıllarda akıllı cihazların büyük bir hızda geliştiğini, bununla birlikte sensör teknolojilerinin de gelişerek daha fazla hayatın içerisine girdiğini hep birlikte müşahede ediyoruz. Yanımızdan ayırmadığımız telefonlar, kollarda yaygınlaşan akıllı saatler ve bileklikler her an üzerlerindeki sensörler vasıtasıyla veri topluyor ve bu verileri sağlık durumumuzu, hayat kalitemizi (vb.) ölçmek için değerlendirmeye tabi tutuyor. Milyonlarca insandan belli periyotlarda toplanan verinin kaydedilip işlenmesini, büyük veri alanında son yıllarda gelişen teknolojinin mümkün kıldığını da bu vesile ile vurgulamakta fayda var.

Bu gelişmeler tarım ile ilişkili alanlarda da verinin nicelik ve kapsam olarak artmasını sağladı ve aynı zamanda özellikle tarımsal üretimde hakim durumda bulunan aile çiftçisinin de daha geniş tarım teknolojilerine erişimine imkan verdi. Birleşmiş Milletlerin şu (http://www.fao.org/3/a-i4306e.pdf) raporuna göre ‘Aile Çiftçiliği’nin 36 farklı tanımı var. Raporda 14 farklı cihetten bakılarak tanımlamalar yapılabileceği ifade edilmiş. Ben, yıllardır tarımın içinde olmuş ve sektöre değer katan bir üstadın ‘üretimde kararı aile üyeleri veriyorsa’ kriterini tercih ediyorum.


R1 Amerika’da aile çiftçisi oranı

Araştırmalar, dünya nüfusunun 2050 yılına kadar üçte bir oranında artarak 9 milyarı aşacağını, şehirleşme oranının ise %49’lardan %70’lere çıkacağını söylüyor. Genel olarak şehirleşmenin yanında, dünya üzerinde gittikçe artan yaşlanmanın da tarımsal üretim için gerekli iş gücüne etkisi yadsınamayacak derecede artıyor. Ülkemizde de nüfusumuzun 2050 civarında 100 milyona ulaşacağı, şehirleşme oranının da dünyadakine paralel olarak artmaya devam edeceği tahmin ediliyor. Bunlarla birlikte sahip olduğumuz tarımsal arazilerin ise 2002’de 26 milyon 579 bin hektar iken 2017’de 23 milyon 379 bin hektara düştüğünü bir kenara not edelim. Bu durum, tarımda bugüne kadar alışkın olduğumuz üretim tarzımızı geliştirmemiz gerektiğini, mevcut kaynaklarımızı daha verimli kullanarak daha fazla ürün almamız zorunluluğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Tarımsal üretim süreçlerinde verim artışı dediğimizde ilk akla tarımsal arz talep dengesinin doğru kurgulanarak tarımsal arazilerin en doğru şekilde değerlendirilebilmesi, Akıllı Tarım Teknolojilerinin hayata geçirilmesi ve tarımsal üretimden tüketime lojistik zincirinde veriye dayalı kararların alınarak kayıpların azaltılması geliyor. Tüm bunların söylemesi kolay, yapması zor gibi görünüyor olsa da, doğru bir stratejik planlama ile tüm bunların başarılması ve dolayısı ile ciddi verimlilik artışının sağlanması mümkündür.

Mevzubahis hedeflere ulaşmak için üç farklı sacayağına odaklanmanın gerekli olduğunu değerlendiriyorum:

Üst ölçekte ülkenin tarımsal üretim ihtiyacını, tarımsal üretim için gerekli mekansal kaynakları (tarla, sera) tanıyan ve bunların kapasitelerini/özelliklerini bilen; tarımsal üretim yapacak çiftçisini (aile veya endüstriyel) tanıyan, tarımsal üreticiyi teknoloji üreticisi ile buluşturarak yönlendiren bir üst organizasyon; Üretim tesisini en verimli şekilde kullanma ve yönetme motivasyonunda olan; bunun için gerekli teknolojik imkanlara ve bilgi birikimine sahip çiftçi - üretici; Tarımsal üreticiyi üreteceği yazılım, donanım gibi teknolojik imkanlarla destekleyecek Tarım Teknolojileri Ekosistemi. Tarımsal üretimin olmazsa olmazı olan gübre, ilaç, tohum gibi temel alanları da üçüncü maddede ifade edilen Tarım Teknolojileri Ekosisteminin hizmet ve teknoloji ürettiği bir alan olarak değerlendiriyorum.

Bu maddelerle ne kastettiğimi biraz açalım:

Yönlendiren Organizasyon

Arz - talep dengesinin sağlanamadığı tüm alanlarda farklı problemlerin ortaya çıkması beklenen bir durumdur. Özellikle tarımsal ürünlerde yaşanan sorunların hem üreticiyi ve hem de tüketiciyi direk etkiliyor oluşu, problemin daha görünür olmasını sağlıyor.

Toplumun tüketim kalemleri konusundaki talebinin bilinmesi/tahmin edilmesi, bu talebi karşılayacak üretimin planlanmasına veya ihtiyaç ortaya çıkmadan dışarıdan temin edilmesine (ithalat) imkan verecektir. Sadece tarımsal ürünlerde değil, tüm tüketici ürünlerinde aynı durum söz konusudur. Fakat tarımsal üretim kalemlerinde üretilecek ürünlerin daha uzun vadeli planlamalara ihtiyacı olduğu, arz talep dengesinin bozulmasının mahsulünü toplayan çiftçi için zaten dar (depolan(a)mayan ürünler için) satış pencerelerinde ciddi gelir dalgalanmalarına yol açtığını da biliyoruz.

Bu nedenle Yönlendiren Organizasyon tarımsal talebi bilmeli, bu konuda veriye hakim olmalı, ve geleceğe yönelik tahminler yapabilmelidir. Veriye hakim olan organizasyon teşvik gibi imkanları olduğunda bu gücünü üretimi regüle etmek için kullanabilir. Arzın az olacağını bildiği / tahmin ettiği alanları daha fazla teşvik ederken, aksi durumu frenleyebilir.

Teşvik/frenleme mekanizması bugüne kadar uygulanagelen konvansiyonel teşvik verme yolu ile olabileceği gibi verinin yayılması yolu ile de olabilir. Teşvik verme yolundan kastım şudur: Teşviki veren Organizasyon tüketim için yeterli üretimin yapılabileceği miktarda üretime veya ekim alanına teşvik verdiğini bildiği an aynı alanda teşvik vermeyi durdurup / zorlaştırabilir. Üreticiyi ihtiyacının karşılanması için yeterli ekimin yapılmadığını yine elindeki veriden bildiği alanlara elindeki teşvik enstrümanı ile yönlendirebilir. Veya sahip olduğu veriyi (ve tahminleri) bilgiyi çeşitli kanallar vasıtası ile yayıp çiftçiye ulaştırarak ekim konusunda yönlendirici olabilir. Bir ürünün dönem içerisinde tüketim ihtiyacından çok daha fazla ekildiğinin / ekileceğinin farkında olan çiftçi düşüncesini değiştirebilir.

Organizasyonun ikinci görevi tarımsal üreticiyi tanımaktır. Üreticinin imkanlarını, yeteneklerini ve davranış kalıplarını bilmeyen organizasyon doğru kararlar almakta zorlanacaktır.

Üçüncü olarak Yönlendiren Organizasyon teknolojiyi üretenlerle çiftçiyi bir araya getirmekle ve dahası tarımdan uzak - teknolojiye yakın girişimcileri doğru yöne sevk etmekle sorumlu olmalıdır. Özellikle girişimci genç beyinlerin doğru olduğunu düşündükleri alanlarda ARGE yapıp çözüm geliştirmeleri fakat bunların ticarileşme sorunu yaşaması maalesef ülkemizde ziyadesi ile yaygın bir durumdur. Yönlendiren Organizsyon ekosistemi çeşitli vasıtalarla regüle ederek doğru problem alanlarında çözüm bulunmasını sağlamalı ve genç girişimcilerin çözümlerinin sahaya yansıması için de yöntemler geliştirmelidir.

Çiftçi-Teknoloji Barışı

Tarım alanında çalışmalara başladığımızdan beri en çok karşılaştığımız söylemlerden biri de ülkemizdeki çiftçilerin yaş ortalamasının 50+ olduğudur. Bunun yanlış bir tespit olduğunu iddia etmek mümkün değil zira tüm dünyada da tarım ile uğraşanların yaş ortalamasının yükselişte olduğunu görüyoruz. Çiftçilikle uğraşan nüfusun nazaran yaşlı olması, bu kitlenin yeni teknolojilere adapte olma ve bu teknolojileri kullanma noktasında zorluklarının olduğu düşüncesini pekiştirmiş gibi görünüyor. Bununla birlikte yaygın olarak dile getirilen başka bir konu da çiftçimizin ne kadar zeki olduğu ve hızlı öğrendiği, üretimine sağladığı katkıdan emin olduğunda yenilikleri öğrenme ve uygulamada mahir olduğudur.

R2 Japon tarım nüfusunun ortalama yaş değişimi

Akıllı tarım, çiftçimiz için farklı bir kültüre geçiş demek manasına da gelebilir. Bir süredir toplumun bir çok alışkanlığını değiştiren dijital teknoloji değil mi zaten? Dijital teknoloji dönüşümün katalizörüdür. İnternet, akıllı telefonlar ve son dönemde hızla gelişen robotik, yapay zeka teknolojilerinin tüm dünyada sebep olduğu dönüşümü bu değişikliğe örnek gösterebiliriz. Tarımsal üretimde faal tüm kurum, kuruluş, STK ve özel şirketlerin bir görevi de çiftçimize teknolojinin getireceği faydaları anlatmak, bunların kullanımı için eğitimler vermek ve çiftçimizi teknoloji ile barıştırmak olmalıdır. Bilim ve teknolojiden yararlanabilmek için ilmine sahip olmak elzemdir.

Akıllı Tarım Teknolojileri Ekosistemi

Akıllı Tarım Teknolojileri ile tarımsal kararların alınmasında tarla özelinde sahip olunan bilgilere ek olarak gerçek zamanlı verilerin kullanılması da mümkün olacaktır. Gelişmekte olan uzaktan algılama, IOT, IHA gibi teknolojiler tarlalardan anlık veri alınmasına imkan sağlar. Bu veriler aynı zamanda tarımsal üretim ortamına dair bağlam ve durum farkındalığı ile de zenginleştirilebilir. Bu teknolojiler ile desteklenen tarımsal üretimde %50 ve üzerinde verim artışı hedeflendiği farklı kaynaklarda ifade edilmektedir.

Akıllı tarım teknolojileri uzaktan algılama sistemleri, otonom tarım araçları, çiftlik yönetim sistemleri, IOT sensörleri, otonom traktörler gibi farklı alanları kapsar. Akıllı tarımın amacı temelde tarımsal üretim tesisinden toplanan verilerle üretime dair en doğru kararın verilmesini sağlamaktır. Doğru karar aynı zamanda tarımsal girdilerin verimli kullanımı anlamına gelecektir.

Tarımsal veriyi üç kategoride değerlendirilebiliriz:

- Üretim süreçlerinde oluşan veriler (tohum, gübre, ilaç, hasat vb.)
- Makineler tarafından oluşturulan veriler (biçerdöver, uydu, sensörler, meteoroloji, ürün kalitesi vb.)
- İnsanlar tarafından tecrübeyle oluşturulan veriler (kadim çiftçi bilgisi)

Yönlendiren Organizasyon, Akıllı tarım teknolojileri ekosistemini ülkemizin ihtiyacı olan alanları önceleyerek yönlendirmeli, geliştirilecek teknolojilerin kullanımı için çiftçilerimize gerekli eğitim desteğini vermeli ve akıllı tarım ekosisteminde oluşacak ürünlerin uygulamasını desteklemeli/koordine etmelidir.

Bu koordinasyonun bir ayağı da geliştirilecek teknolojilerin birlikte çalışabilirliğinin sağlanmasıdır. Tarımsal verinin dijital olarak belli standartlarda oluşturulmasını ve paylaşılmasını sağlamak için semantik ontolojiyi oluşturmak da Yönlendiren Organizasyonun koordinasyonunda gelişmesi gereken bir konudur.

Tarım Kredi Kooperatifleri şemsiyesi altında bir teknoloji şirketi olarak TARNET’de arkadaşlarımla ülkemizin tarımsal üretiminde toplam verimini artırmak, üreticimizin maliyetlerini azaltmak, tarımı daha kolay yapılabilir bir meslek haline getirmek ve en büyük değerimiz toprağımızın sağlığını korumak için tarım teknolojilerini nasıl kullanacağımıza odaklanıyoruz. Bununla birlikte gençlere tarım teknolojilerini anlatmak ve tüm kamuoyunun bu anlamda farkındalığını oluşturmak için gayret ediyoruz.

Erkan DİLAVEROĞLU
TARNET 
Genel Müdür Yardımcısı